fırın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fırın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2017 Perşembe

Kestaneli Sufle Tarifi | 15 dakikada ve çok kolay!



























15 dakikada Evde Sufle Yap!

İnanılmaz pratik ve lezzetli bir tarif var sırada.. 
Kış aylarının en güzel misafiri kestaneyi, çikolatalı suflemizin içerisine koyuyoruz!

Malzemeler ; ( 4 kişilik )


  • 3 Adet yumurta
  • 2 Yemek kaşığı tereyağı
  • Yarım su bardağı un
  • Yarım su bardağı toz şeker
  • 10 tane kestane
  • 100 gr çikolata

                                                                      Tarifin Videosu !

 

Başlıyoruz!!! 

Suflenin en önemli olayı sıcak fırına girmesidir! 
İlk olarak fırını 220 dereceye ayarlayarak işe koyuluyoruz. 

Biz sufle karışımını hazırlarken kestanelerimize çizik atıp 20 dakika kadar ocakta haşlanmaya bırakıyoruz..

Tereyağı ve çikolatayı küçük bir tavada eritiyoruz. 
Eriyen karışıma unu ekleyip karıştırıyoruz. 

Ayrı bir karıştırma kabında yumurta ve şekeri önce düşük, sonra yüksek ayarda mikserle iyice kabarana kadar çırpıyoruz. 

Çikolatalı karışımı yumurtaya ekleyerek bir dakika kadar daha çırpıyoruz. 

Ocaktan aldığımız kestanelerimizi bir güzel kabuklarından ayırıyoruz.. Birer tane sufle kaplarının tabanına koymak üzere ayırıyoruz ve geri kalan kısmı minik parçalar halinde kesiyoruz..

Minik parçalar halinde kestiğimiz kestaneleri de sufle karışımıza ekleyip hafifçe karıştırdıktan sonra..

Sufle kaplarını hafifçe zeytin yağı ve peçete yardımı ile yağlıyoruz..

Yağladığımız sufle kaplarının tabanlarına birer tane kestane koyup karışımı eşit olarak sufle kaplarına koyuyoruz..Fırınlıyoruz!

7-8 dakika sonra hazır! 

AFİYETLE!

9 Mart 2016 Çarşamba

Sıcak tüketiniz; Kaşarlı Kumru Simit!

Kumru deyince akla ilk gelen İzmir'in bol döküm meşhur fast foodu geliyor. Ancak müdavimleri bilir bir kumru daha vardır ki özellikle kahvaltıda sıcak sıcak çıtır çıtır ne gider! Simit kültürü Osmanlı'dan günümüze kadar uzanan altın sarısı rengiyle bizi anlatan en güzel tatlardan birine işaret eder. Bu tarifte klasik simidin sınırlarını genişletiyoruz. Önce pekmeze sonra da susama bulanan bu çıtır çıtır lezzet eminiz aklınızı başınızdan alacak. Muhteşem bir kahvaltılık: Kaşarlı Simit Kumru!




Malzemelerimizle başlayalım; Bir bardak ılık süt, bir bardak ılık su, bir adet yaş maya, 200 gram erimiş tereyağı, bir kilo un, bir adet yumurta, bir çay bardağı pekmez, iki su bardağı susam, 300 gram kaşar peyniri


Derin bir yoğurma kabında ilk olarak yumurtayı, sütü, ılık suyun içinde iyice erittiğimiz mayayı, erimiş tereyağını iyice karıştırıyoruz. İsteğe göre mahlep ekleyerek daha keskin bir tat elde edebilirsiniz. Devamında bu karışıma yaklaşık bir kilo unu azar azar ilave ederek yoğuruyoruz. Yumuşak bir hamur elde ederek bu hamuru oda sıcaklığında üzerini örterek bir iki saat dinlendiriyoruz. Dinlenen hamurdan yuvarlak bezeler kopararak içine küp şeklinde doğradığımız kaşar peyniri ilave ediyoruz. peyniri içine koyup kenarlarını kapattığımız kumruları önce yuvarlayıp, ardından da kenarlarından biraz uzatıyoruz.Pekmezi biraz sulandırarak bir kaseye alıyoruz. Simitlerimizi önce pekmeze sonra da bolca susama bulayarak yağlı kağıt serdiğimiz tepsilere diziyoruz.


Tariften yaklaşık 30 adet kumru çıkıyor, bu da iki fırın tepsisine sığıyor. Kumruları fırına vermeden önce üzerlerine bıçakla ikişer çentik atıyoruz. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında altın sarısı bir renk alana kadar yaklaşık yarım saat pişiriyoruz. Çayın yanına çok yakışan bu tarifi sıcak tüketmeniz güzelliğine güzellik katacaktır. Afiyetle!


2 Aralık 2015 Çarşamba

Küllerinden Doğan Kurabiye; Küllü Kurabiye

Kış kapıya dayandı, battaniye altına girip camdan yağmuru\karı izleme sezonu açılıyor. Soğuk günlerde sıcacık çay, kahve,sahlep battaniyeli günlere eşlik ederken, onlara eşlik edecek bir kurabiyeye hangimiz hayır diyebiliriz. Beş çayı atıştırmalıklarına küllerinden doğan bir kurabiye ekliyoruz. Kendisi çay kahve yanına mükemmel bir refakatçi görevi görecek olmasının yanı sıra irmik ve hindistan cevizinin karşı koyulmaz buluşması, onu kitaplı kahveli instagram fotoğraflarından çok daha öteye götürüyor. Küllerinden doğan bir kahramanla tanışmak için kolları sıvıyoruz.



Malzemeler; Yarım paket margarin, 100 gr tereyağı, bir adet yumurta, bir bardak toz şeker, bir çay bardağı irmik, bir çay bardağı hindistan cevizi, bir paket şekerli vanilin, bir paket kabartma tozu, bir su bardağı pudra şekeri, iki yemek kaşığı kakao, alabildiği kadar un (yaklaşık üç su bardağı)


Yumurtayı ve toz şekeri yoğurma kabında birbirine çırpıştırdıktan sonra oda sıcaklığındaki margarin ve tereyağını ekleyip yoğurmaya devam edin. Ardından irmik, hindistan cevizi ve vanilyayı ekleyip en son unu ve kabartma tozunu üzerine eleyerek ilave edin. Hamuru yoğurup kulak memesi kıvamında bir hamur elde edin. Toparlanmazsa biraz daha un ekleyebilirsiniz. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye ceviz büyüklüğünde yuvarlayarak yerleştirip 180 dereceyi gösteren fırınınızda yaklaşık yirmi dakika pişirin. Üstü hafif pembeleşen kurabiyeleri fırından alıp soğumaya bırakın. Bu esnada bir kasede kakao ve pudra şekerini karıştırarak elde ettiğimiz kül görünümlü harcı kurabiyelerin üstünü küçük biz süzgeç yardımıyla serpiştirin. Küllü kurabiyeler servise hazır. Afiyetle!

22 Eylül 2015 Salı

İşler Değişti; Kadayıf Mantısı!



Kadayıfı şerbetli bir tatlı olmaktan çekip kurtaran, yeni bir boyut kazandıran, çıtır çıtır bir mantı deneyimi.Köftesiyle yumuşak, kadayıfıyla gevrek, yoğurduyla sarımsaklı, sosuyla tereyağlı enfes bir buluş: Kadayıf Mantısı!
Bu güne kadar onu hep fırın tepsisinde şerbet bekleyen, cevizle sarılan, şekersiz bir hiç olarak tanıdınız. Bazen muhallebi üzerine kondu, bazen muza sarıldı... Ama türev olarak hep bir tatlı türüydü. Neden ana yemek olmasındı ki? Kadayıfın makus talihi değişiyor efenim, alın size çıtır çıtır kadayıf mantısı tarifi; başlıyoruz.

Gerekli malzemeler; ortalama iki kişilik tarif için;
150 gr az yağlı kıyma, 150 gr taze tel kadayıf, baharatlar, yoğurt,sarımsak,tereyağı ve salça.... İlk aşamada kıymayı küçük bir kapta pulbiber,karabiber,tuz ve kimyon ile yoğuruyoruz. Ardından yoğurulan kıymayı fındık büyüklüğünde toplara ayırıyoruz. İnce uzun bir tutam aldığımız kadayıfı (tabi bu aşamada ellerimizi sıvı yağ ile yağlarsak daha pratik bir yol izlemiş oluruz) köftenin etrafına sarıyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisinde yaklaşık on dakika kadar üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Servis tabağına aldığımız kadayıf mantılarının üzerine önce çırpılmış sarımsaklı yoğurdu, ardından iki yemek kaşığı tereyağında kavurduğumuz ve ocaktan alırken yarım çay bardağı su eklediğimiz sosumuzu da son dokunuş olarak üzerine gezdiriyoruz. Kadayıfın daha önce bildiğiniz tüm türlerini unutun. Şerbetli tatlıların şahı olan kadayıf, alışılmışın dışına çıkıyor. Mutfakta yeni tatlar denemeyi sevenlerdenseniz kadayıfın mantı versiyonu yüzünüzü güldürecek.Eskiden sadece bir tatlıydı, şimdi kendisi leziz bir ana yemek olarak size gülümsüyor. Afiyetle!


Fotoğrafların ve yazının hakları tarafımıza aittir. İzinsiz kullanmayınız. Teşekkür ederiz.

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Fırın Güveç Tadını Eve Getirin!


            Uzaklarda arama çünkü sen güveçtesin, taht kurmuşsun fırının en güzel yerindesin!

Mutfak çok acayip bir dünya, yemek yaparken seçtiğimiz malzemeler, baharatlar gibi pişirdiğimiz araç gerecin de bi tadı var aslında. Kahve bile bakır cezvede ayrı bi güzel olur da konumuz o değil. saptırmayalım. Hiç tencereyle güveç bir olur mu? Olmaaaz... Tencere yemeğini sever sayar saygıda kusur etmeyiz ama fırın görmüş yemeğin hali bi başka...


Malzemeler;
-300 gr dana kuşbaşı
-3 patates
-2 kabak
-2 patlıcan
-3-4 domates
-kırmızı ve yeşil biber
-Salça, baharat

Her ne kadar sırtından vuracak olsak da ilk işlemimiz yine emektar tencereyle olacak. Tenceremizin dibine bir yemek kaşığı salçayla, tuz ve karabiberle harmanlayacağımız domatesleri doğrayıp bi taban hazırlıyoruz. Üzerine nizami bir sırayla  etleri, küp küp doğranmış patatesleri, biberleri, kabakları ve patlıcanları ekliyoruz. domatesle salçayı harmanladığımız kapta kalanlar ziyan olmasın diye biraz suyla çalkalayıp yemeğe deviriyoruz. Son olarak anne adeti olarak bir tutam tuz serpiştirip tencereyle kapağı buluşturuyoruz. Ocakta üç beş dakika fokurdattıktan sonra tencereyle veda etmeye kendimizi hazırlıyoruz.

Artık kolaylıkla her yerde bulunan tek porsiyonluk güveç kaplarına, ya da "Tüm yemeği ben pişiririm açılın!" deme yiğitliğinde tek parça büyük bir güvece aldığımız yemeğimiz, ikinci aşaması için fırında lezzetli bir tatile çıkıyor.Yolcuğumuzun bu kısmı yaklaşık 30-40 dakika sürüyor. Fırın da o sıralar 200 derece falan işini biraz ağırdan alıyor.Fırının tadını içine çeken güveçler hafif suyunu çekip kızararak size gülümserken dikkat edin eliniz yanmasın. Afiyetle!

9 Ağustos 2015 Pazar

Açılıyoruz!!!






Bunları bi tatmanız lazım!


Hayatta kalmak için yemek zorundayız. Ama söz konusu olay yemek olunca amacımız sadece hayatta kalmakla sınırlı kalmıyor/kalamıyor/kalamayacak. Hele ki her şehrinde başka bir damak tadının kapıları aralanan ülkemiz insanı için yemek kültürü keşfedilmeyi bekleyen madenlerle dolu bir dünya olarak bize göz kırpıyor.

Bunu bi tat ailesi olarak size iştah açıcı seyahatlarlerde rehberlik hizmeti yaparak, tek tek basarak, inci dizerek ziyadesiyle lezzetli bir dünyanın perdelerini aralıyoruz. Hem yemek olur da müzik olmaz mı? Ya da bi görmeniz gereken filmler, şehirler, yeni yerler kusur kalır mı? Yemek sektörüne alaylı ama alay etmeden uzanan ellerimizle sizlere dumanı üzerinde, kokusu burnunuzda, tadı damağınızda ikamet edecek seçkilerimizle yeni deneyimler vaad ediyoruz.

İyi yemek, güzel müzik, yeni yerler, keşfedilecek yeni rotalar arayan iki arkadaşın tecrübelerini aktaracağı bu blogda hayatta değişmeyecek ihtiyaçlarımızın büründüğü güzel suretleri birlikte keşfetmeyi teklif ediyoruz. Bizimle bunları bi tatmalısınız, kendi damağınızda yeni yerler görmeli, kaliteli yaşamınızla kendinizi yeniden yaratmalısınız. Çünkü bizce moda, insanın kendine yakışanı yemesidir.

Yeryüzü cenneti Antalya’nın dik açıyla gülümseyen güneşinde beslenen iki adam olarak size güzelliğimiz bi tatmanız gereken şeyleri sunmak olacak. Antalya’nın piyazına kaşık sallayıp, Ege’nin sağlıklı sofralarından süzülecek, Doğu’nun ve Güneydoğu’nun lezzetlerine ekmek banacağız. Balkanlardan soğuk hava yerine lezzet estirecek, İngiltere’de beş çayına konuk olup, İtalyan lezzetleriyle iç yağlarımız parmesan gibi eriyecek.


Modern mutfaklarda kolay tariflerle hazırlanacak bu içerikler bildiğiniz tatları bilmediğiniz bir tatla size sunacak. Annenizin yemekleriyle kapışamasak da anne eli değmiş gibi tabirinin öznesi artık sizin eliniz olacak. Dünya kocaman bir sofra, tabağımızı süsleyecek daha çok lezzet var. Mutfağın altını üstüne getirmeye hazırsanız, başlıyoruz!