cook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2015 Pazartesi

Ananaslı Tavuk

                                                   
 'Yemek dediğin sebzeyle yapılır canım, meyve de neymiş yemeğin içinde?' demeyin. Erzincan'ın elma dolmasını, Gaziantep'in yeni dünya kebabını yemediyseniz hele hiç demeyin. Meyvelerin özellikle et ve tavuk yemeklerinden kullanımı Osmanlı mutfağında da oldukça yaygındır ki özellikle kayısılı et yemekleri denemeye değerdir. Lafı daha fazla dolandırmayalım. Sunumuyla Hawaii'de hissettiren, egzotik ve lezzetli bir tat: Ananaslı Tavuk!

                                                                                                             

İki porsiyon için; Bir adet ananas, 300 gr tavuk, bir adet kırmızı kapya biber, tuz, zeytinyağı 
                                                                                            Bu çok basit ve özel tarifte ilk olarak tavukları kuş başından biraz daha büyük şekilde doğrayarak zeytinyağı eklediğiniz tavaya atıyoruz. Biz sunum için ananasın dışını da kullanacağımız için ikiye bölerek iç kısmını oyup aldık ama arzu ederseniz ya da ben uğraşamam onla şimdi derseniz normal ananası doğrayıp kullanabilirsiniz. Tavuklar nar gibi kızarınca doğranmış kırmızı biberi ve dilimlediğimiz ananası ekliyoruz. Beş dakika daha soteledikten sonra sunum için hazırız demektir.

Ayrıca bu kadarıyla yetinmem diyenler, bu aşamadan itibaren soya sosu, krema veya kekik, kimyon, fesleğen gibi denemeler yapabilirler.


Afiyetle!



Fotoğrafların ve yazının hakları tarafımıza aittir. İzinsiz kullanmak yasaktır.
Teşekkür ederiz.

28 Ekim 2015 Çarşamba

Çerkes Tavuğu İsyanda; Beyaz Salata!


Tavuk eti hem diyet yapanlar, hem de kırmızı ete antipati duyanlar için bulunmaz bir nimet olmuş durumda. Tavuk üzerine yüz milyonlarca tarif üretilmiş ve tavuk tüm lezzetiyle hepsini taçlandırmıştır efenim. Fırına, tavaya, mangala her şekle girmiş, Çerkes olmuş süzülmüş, döner olmuş dilim dilim kesilmiş tavuğun inanılmaz hafif bir versiyonuyla karşınızdayız. Dünyanın en kolay tavuk tariflerinden bir olmaya aday olmasının yanı sıra, tavuğa bir o kadar yakışan da bir tat olması onu göklere çıkarıyor; Beyaz Salata!



Malzemelere gelecek olursak, yarım kilo kadar tavuk göğsü, iki adet salatalık, iki su bardağı yoğurt, bir çay bardağı kadar mayonez, karabiber ve tuz

Tavuk salatası tarifi bizden, tavuk dansı tarifi de Bollywood'dan gelsin o halde







Tavuklarımızı üzerine çıkacak kadar su ve bir tatlı kaşığı tuz ekleyerek iyice haşlıyoruz. Haşlanan tavukları sudan geçirmeden suyundan alarak soğutuyoruz, ki sudan geçirerek soğutmak tüm lezzetini alıp götürecektir. Soğuyan tavukları lime lime ederek didikliyoruz. Tavukların ardından salatalıkların kabuklarını soyarak ister rendenin iri bölmesinde rendeleyerek, ister küçük küçük doğrayarak tavuklara ekliyoruz. Tuz ve karabiber ekledikten sonra sarımsak, yoğurt ve mayonezle buluşan malzemeyi iyice harmanlıyoruz. Buzdolabında bir iki saat beklemesi, tarifteki malzemelerin birbirine olan uyumunu artıracaktır.

 Afiyetle!

Fotoğrafların ve yazının hakları tarafımıza aittir. İzinsiz kullanmayınız. Teşekkür ederiz.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Patlıcanın söyleyecekleri var " Kürdan Kebabı "

" Soğumasını bekleyemeyeceğimiz tatlardan bir tanesi.. "



























Kebap deyince bizde akan sular durulur, ağızlar sulanır, göz bebekleri büyür. Dünya'da lokum kadar çay kadar bilinen tadımızdır, canımızdır kebap. Adana'sı, Urfa'sı, şişi derken çeşitlenip giden kebabın bu usülü ise evde kolayca yapılanından, üstelik patlıcan tutkunlarının "Devamı yok mu?" diyeceği cinsten. Kebabın en makbulu tabiki köz üzerinde dumanı çıkı çıka pişileni; ancak evde her zaman öyle bir imkanı sahip olamıyoruz. Biz işi biraz sebzeyle birleştirerek biraz da çöp şiş rüzgarları estirerek size ev usulü bir kebap deneyimi vaad ediyoruz; Kürdan Kebabı!

Yapımı oldukça basit olan bu tarifte dört kişiyi baz alırsak malzemelerimiz bize şöyle gülümsüyor;

Üç adet iri patlıcan, 350-400 gr az yağlı kıyma, iki üç tane yeşil biber, iki domates, bir yemek kaşığı salça, bir kuru soğan ve damağınızın kucak açtığı baharatlar..


Bizim mutfaklarımız müziksiz olmuyor, önlüklerimizi giymeden önce yiyesinizi getirmesi için;





Malzemeler yerini aldıysa başlıyoruz kebap severler. Patlıcanları kabuklarını soymadan yassı yassı orta kalınlıkta doğruyoruz. Yeşil biberleri de 2 parmak uzunluğunda kesip patlıcanların akabinde kızartmak üzere hazır ediyoruz. Yağda hafif kızartarak kağıt havlunun üzerine alıp tuzluyor ve ardından soğumaya bırakıyoruz.. O sırada kıymanın içine bir soğanı rendeleyerek tuz, karabiber,kimyon,pul biber (ve daha ne isterseniz) ekleyip güzelce yoğuruyoruz. Ceviz büyüklüğünde toplar koparıp yuvarlak köfteler yapıyoruz. Fırınınız 180 derecede ısınırken, patlıcan kızartmalarından iki parça alıyoruz. Artı şeklinde tezgaha veya bir tabağa koyarak tam ortasına bir tane köfte yerleştiriyoruz. Önce altta kalanın, ardından da diğerinin iki kanadını köftenin üzerinde birleştiriyoruz. Birleşim noktasına biber kızartmalarından bir parça koyarak kürdanı saplıyoruz. Bunu tüm malzemeye uyguladıktan sonra fırın kabı ya da borcama dizerek kürdanların üzerine doğradığımız domatesleri de saplıyoruz efenim. Bir yemek kaşığı salçayı bir bardak su ile sulandırarak yemeğin üzerine gezdiriyoruz. Fırında orta rafta ortalama 25-30 dakika pişen ve nar gibi kızaran kürdan kebabını 10 dakika kadar dinlendirdikten sonra servis edebilirsiniz.

Afiyetle!

Fotoğrafların ve yazının hakları tarafımıza aittir. İzinsiz kullanmayınız. Teşekkür ederiz.

22 Eylül 2015 Salı

İşler Değişti; Kadayıf Mantısı!



Kadayıfı şerbetli bir tatlı olmaktan çekip kurtaran, yeni bir boyut kazandıran, çıtır çıtır bir mantı deneyimi.Köftesiyle yumuşak, kadayıfıyla gevrek, yoğurduyla sarımsaklı, sosuyla tereyağlı enfes bir buluş: Kadayıf Mantısı!
Bu güne kadar onu hep fırın tepsisinde şerbet bekleyen, cevizle sarılan, şekersiz bir hiç olarak tanıdınız. Bazen muhallebi üzerine kondu, bazen muza sarıldı... Ama türev olarak hep bir tatlı türüydü. Neden ana yemek olmasındı ki? Kadayıfın makus talihi değişiyor efenim, alın size çıtır çıtır kadayıf mantısı tarifi; başlıyoruz.

Gerekli malzemeler; ortalama iki kişilik tarif için;
150 gr az yağlı kıyma, 150 gr taze tel kadayıf, baharatlar, yoğurt,sarımsak,tereyağı ve salça.... İlk aşamada kıymayı küçük bir kapta pulbiber,karabiber,tuz ve kimyon ile yoğuruyoruz. Ardından yoğurulan kıymayı fındık büyüklüğünde toplara ayırıyoruz. İnce uzun bir tutam aldığımız kadayıfı (tabi bu aşamada ellerimizi sıvı yağ ile yağlarsak daha pratik bir yol izlemiş oluruz) köftenin etrafına sarıyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisinde yaklaşık on dakika kadar üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Servis tabağına aldığımız kadayıf mantılarının üzerine önce çırpılmış sarımsaklı yoğurdu, ardından iki yemek kaşığı tereyağında kavurduğumuz ve ocaktan alırken yarım çay bardağı su eklediğimiz sosumuzu da son dokunuş olarak üzerine gezdiriyoruz. Kadayıfın daha önce bildiğiniz tüm türlerini unutun. Şerbetli tatlıların şahı olan kadayıf, alışılmışın dışına çıkıyor. Mutfakta yeni tatlar denemeyi sevenlerdenseniz kadayıfın mantı versiyonu yüzünüzü güldürecek.Eskiden sadece bir tatlıydı, şimdi kendisi leziz bir ana yemek olarak size gülümsüyor. Afiyetle!


Fotoğrafların ve yazının hakları tarafımıza aittir. İzinsiz kullanmayınız. Teşekkür ederiz.

15 Eylül 2015 Salı

Denemeyen Pişman; Pofuduk Tavuk


Körili, soyalı, kremalı, pesto soslu tavukları hepimiz sevdik,bağrımıza bastık bugüne kadar. Hepsi canımız ciğerimiz oldu. Ama onları severken kendi tatlarımızı unutur olduk. İnsanoğlu çiğ süt emmiş tabii..."Bizim tatlarımızın başı kel mi?" dedik ve aradaki buzları eritmek için sizlere yine dev bir hizmet sunduk. Geleneksel mutfağımızın demirbaşları yoğurt ve salçanın baş rolde olduğu, yumuşacık ve lezzetli bir tavuk; Pofuduk Tavuk!


Malzemeler listesine gelince, aslında almanız gereken çok ekstra bir malzeme yok. Muhtaç olduğumuz kudret buzdolabımızda mevcuttur.Yoğurt, Salça ve tavuk, biraz da baharat. Üstelik on dakika içinde ararsanız... Neyse başlayalım.Ortalama üç kişilik bir ölçüyü baz alacak olursak, 500-600 gr tavuk göğsü, üç yemek kaşığı salça ve bir su bardağı yoğurt kullanıyoruz. Pişireceğimiz ve tercihen teflon olmasını önereceğimiz tencerede yoğurt,salça, bir iki yemek kaşığı sıvı yağ,tuz,karabiber ve kekiği karıştırıyoruz. üzerine kuş başı doğranmış tavukları ekliyoruz. İster hemen, ister daha iyi bir sonuç almak için birkaç saat buzdolabında dinlendirdikten sonra kapağını kapatıp kısık ateşte ocağa alıyoruz. Yaklaşık 20-30 dakika boyunca ara ara karıştırarak pişen tavuğu ister ekmek banarak, ister yanında güzel giden   tereyağlı makarna ile hunharca tüketiyoruz. Afiyetle!




Fotoğrafların ve yazının hakları tarafımıza aittir. İzinsiz kullanmayınız. Teşekkür ederiz.


9 Eylül 2015 Çarşamba

Tavuk patlıcanla dans ediyor: "Tavukşuka "


Patlıcanı seven tam sever sevmeyen hiç sevmez. Ama seven de ölümüne sever yani öyle bir aşkla tutkuyla. Patlıcanın adını bugüne kadar hep etli yemeklerle andık. Karnıyarık,Ali Nazik, Hünkar Beğendi derken patlıcan hep kırmızı etin egemenliğini altında kaldı. Evet hepsi çok tatlış, hepsi çok güzeller. Ama bir tavuğun kırmızı etten neyi eksik? Ne kadar ulan bi patlıcan! Ben tavuğuma patlıcan alamıycak mıyım?!

 
Tavukla patlıcan nasıl olur ki? diye düşündük, bizce bi tanışsınlar ya çok iyi anlaşırlar kanaatine vardık. Antalya'nın yöresel lezzetlerinden biri olan Şakşuka'yı tavukla buluşturduk, patlıcanı kızarttık,tavuğa sardık, oradan fırına derken..; Tavukşuka!

Biz yine bir kişilik malzemeyi veriyoruz, siz miktarları kişi sayısıyla çarpın.
Bir adet tavuk göğsü,bir adet patlıcan, iki büyük domates,sarımsak ve baharat
 

 
 



Tavuk göğsünü bıçakla yanlarından açarak geniş ve ince bir hale getirin, yada kasabınızdan rica edin. Patlıcanı uzunlamasına keserek kızgın yağda kızartın.Şeklide görmüş olduğunuz üzere patlıcanları dizip üzerine bir domatesi doğrayın.Sarımsak, tuz ve baharatla tatlandırdıktan sonra börek sarar gibi bir ucundan başlayarak dikkatlice sarın. Sabit tutamazsanız kürdan kullanmak serbest. Tavuğun üstte kalan kısmını hafif yağlayarak fırına verin ve nar gibi kızartın. Tavuk kızarırken tavada biraz yağ, doğranmış domates ve sarımsağı tuzunu da ekleyerek pişirin. Fırından çıkan tavuğu servis tabağına alarak üzerini domates sos ile (biz nar ekşisi de kullandık güzel oldu) kaplayın. Afiyetle!


Fotoğrafların ve yazının hakları tarafımıza aittir. İzinsiz kullanmayınız. Teşekkür ederiz.

20 Ağustos 2015 Perşembe

Tost Ekmeği Dile Geldi:Ezine Peynirli Domates Karesi



Kahvaltıda el emeği gör nuru, iştah kabartan damak şımartan bi tatla daha karşınızdayız. Ezine peyniriyle birlikte salsa yapan zeytin ve yeşil biberin, "Bana da yer açın!" diye bağıran domatesle çekilen anı fotoğrafı : Ezine peynirli domates karesi!



Temin edilecekler (ki aslında evde vardır zaten, siz küçük kardeşinizi ekmeğe gönderin o gelene kadar üzerini hazırlayalım);

-Ezine peyniri
-Siyah/yeşil zeytin
-Yeşil biber
-domates
-Zeytinyağı ve elektirik aldığınız baharatlar



Kahvaltı sofrasının önde gelen isimlerinde Ezine peynirini bir karıştırma kabında eziyoruz. Sonra onu kurtarmaya gelen yeşil biber çekirdeği alınmış zeytinler, biraz zeytin yağı biraz baharat ve doğranmış domatesi de karıştırıyoruz. Üzerini yağlayıp fırın tepsisine dizdiğimiz kare tost ekmeklerinin üzerine elimizdeki harçtan güzelce yayıyoruz ve 10-15 dakika kadar 180 derecelik fırından çıkardığı kokuyla kendisini alkışlarınızla sofranın en güzel yerine alıyoruz. Afiyetler olsun.

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Yemek nasıl pişer?


Ne pişirdiğin mi, nasıl pişirdiğin mi?

Damak tadına düşkün insanların oluşturduğu bir akımı temsil ediyorsak, tıpkı sanat akımlarında olduğu gibi çeşitli ekipmanlara, envanterlere ihtiyaç duyarız. Resimde, heykelde, müzikte ve daha nice sanat dalında pek çok yöntem, usul, makam, renk, biçim varken, tadına bakabildiğiniz bir sanatta olmaması söz konusu olamazdı herhalde. Yemek pişirmeyi sanat dalı olarak kabul edersek, sizler için aşağıda bir dizi yöntem sıraladık. Tabağa koyacağımız resmin, şekillendireceğimiz heykelin yapımında kullanılan bir çok yol yöntem var. Temel olarak bir yemeği ne tür yollarla şekillendirebiliriz bir göz atalım ufkumuz genişlesin.

Pişirme yöntemleri

Özellikle mutfağa yeni adım atanlar için gerekli temel bilgilerin başında pişirme yöntemleri gelir. Sizi usta bir sanatçı gibi hissettirecek sihirli yöntemlerimiz şu şekilde:



Buğulamak: 
Yiyecekleri bir kap içinde ve fırında, kendi suyunda veya çok az su katarak, yenebilecek kıvama kadar pişirme işlemidir. Sağlıklıdır, candır.

Buharda pişirme: 
Yiyeceğin sadece buharla temas ederek pişirilmesi işlemidir. Bunun için kaynar su dolu tencerenin üzerine kevgir konularak, onun da üzerine sebzeler yerleştirilerek pişirilir ya da bu işlem için üretilmiş kevgirli tencereler kullanılır.

Haşlamak: Yiyecekleri sıcak su dolu bir kap içinde yumuşayana kadar pişirme işlemidir. Bunu bilmeyeni zaten dövüyolarmış.

Kızartmak: Yiyecekleri, içinde bol kızgın sıvıyağ bulunan bir kapta, rengi iyice dönüp, yenebilecek kıvama gelene kadar pişirme işlemidir. Hayatın en güzel tadıdır.

Sote etmek: 
Yiyecekleri, bir miktar yağla birlikte kapağı açık olarak, yüksek ateşte, arada bir karıstırarak ve rengi hafif dönene kadar pişirme işlemidir. Adını bu yöntemden alan nice yemeklerimize selam olsun.

Fırında pişirme: 
Yiyeceklerin, ısıya dayanıklı bir kap içine konularak fırında pişirilmesi yöntemidir. Fırın gören yemeğin hali başka olur.

Izgara etmek: 
Izgara üzerine konulmuş ve hafif yağlanmış yiyeceğin önce yüksek, sonra düşük ısıda pişirilme tekniğine verilen addır. Halk arasında cızbız gibi isimlerle ödüllendirilmiştir.

Poşe etmek: 
Bir tür suda pişirme yöntemi olup, önce harlı ateşte başlanır ve su kaynadıktan sonra ateşin altı kısılıp yiyeceğin ağır ağır pişirilmesi esasına dayanır.Pilav yaparken işinize yarayacak.

Benmari: Pişirme tekniğinden çok, ısıtmak veya eriyebilen gıdaları sağlıklı ve risksiz bir şekilde eritmek için kullanılır. Su buharının üzerinde başka bir mutfak gerecinin bulundurulmasıyla uygulanır.

Kavurmak:Bu yöntemde yiyecekler önce az miktarda yağ ile kavrular, ardından bir miktar su eklenerek yumuşayıncaya kadar kısık ateşte pişirilir. Daha çok kırmızı et için uygulanır. Tencerede oluşan nem, etin bağ dokusunun yumuşamasını sağlar. Kurban Bayramının ilk çağrışımıdır.

Kurutma: Tarhana, erişte, çeşitli sebze ve meyveler, balık gibi gıdalar için kullanılan bu yöntem, gıdanın içerisinde bulunan suyun güneş ışığıyla azaltılarak daha uzun süre dayanması ve farklı bir tat alması prensibini kapsar. Eski toprak iyi bilir.

Flambe: Ünlü işletmelerde görüp hayranlık duyduğumuz bu yöntem, yanıcı bir madde ile (genellikle alkol) görsel bir şov eşliğinde yemeği ateşe direk temas ettirerek uygulanır. Prensip olarak her yemek flambe edilebilir; ancak kümes hayvanları, meyveler ve steakler bu yöntem için idealdir.Hava atmaya birebir.

Mühürleme: Et ve türevi gıdaların, muhafaza ettiği sıvıyı ve lezzeti kaybetmeden yumuşak ve lezzetli bir hal almasını sağlayan bu yöntemde döküm bir tavada bir yüzü piştikten sonra hemen diğer yüzü çevrilerek etin dış yüzeyi mühürlenir. İşlemin yapıldığı süreye göre kişisel zevkler ve kültürel farklılıklar devreye girer;zira mühür kimdeyse Süleyman o'dur.

Pişirme oranları genel olarak beşe ayrılmaktadır:

  • Az pişmiş (Rare): Yüksek ısı ile kısa sürede, her iki tarafı mühürlenen et tüm besin ve sıvı değerini korur, dinlendirildikten sonra servis edilir. Etin içi kanlı ve ıslak kalır.
  • Orta az pişmiş (Medium Rare): Her iki tarafı da mühürlenen etin, içi oldukça yumuşak ve açık pembe renktedir.
  • Orta (Medium): Mühürleme sonrasında, orta ısıda sadece en ortası hafif pembe renkte kalana kadar pişirilir.
  • Orta iyi (Medium well): Mühürleme sonrasında, içi hafif ıslak kalana kadar pişirilir. Et pembe rengini kaybeder.
  • İyi pişmiş (Well Done): Et, suyunu tamamen çekene kadar pişirilir, içinde ıslaklık bırakılmaz. Bu tercih edilen bir pişirme yöntemi değildir.

9 Ağustos 2015 Pazar

Açılıyoruz!!!






Bunları bi tatmanız lazım!


Hayatta kalmak için yemek zorundayız. Ama söz konusu olay yemek olunca amacımız sadece hayatta kalmakla sınırlı kalmıyor/kalamıyor/kalamayacak. Hele ki her şehrinde başka bir damak tadının kapıları aralanan ülkemiz insanı için yemek kültürü keşfedilmeyi bekleyen madenlerle dolu bir dünya olarak bize göz kırpıyor.

Bunu bi tat ailesi olarak size iştah açıcı seyahatlarlerde rehberlik hizmeti yaparak, tek tek basarak, inci dizerek ziyadesiyle lezzetli bir dünyanın perdelerini aralıyoruz. Hem yemek olur da müzik olmaz mı? Ya da bi görmeniz gereken filmler, şehirler, yeni yerler kusur kalır mı? Yemek sektörüne alaylı ama alay etmeden uzanan ellerimizle sizlere dumanı üzerinde, kokusu burnunuzda, tadı damağınızda ikamet edecek seçkilerimizle yeni deneyimler vaad ediyoruz.

İyi yemek, güzel müzik, yeni yerler, keşfedilecek yeni rotalar arayan iki arkadaşın tecrübelerini aktaracağı bu blogda hayatta değişmeyecek ihtiyaçlarımızın büründüğü güzel suretleri birlikte keşfetmeyi teklif ediyoruz. Bizimle bunları bi tatmalısınız, kendi damağınızda yeni yerler görmeli, kaliteli yaşamınızla kendinizi yeniden yaratmalısınız. Çünkü bizce moda, insanın kendine yakışanı yemesidir.

Yeryüzü cenneti Antalya’nın dik açıyla gülümseyen güneşinde beslenen iki adam olarak size güzelliğimiz bi tatmanız gereken şeyleri sunmak olacak. Antalya’nın piyazına kaşık sallayıp, Ege’nin sağlıklı sofralarından süzülecek, Doğu’nun ve Güneydoğu’nun lezzetlerine ekmek banacağız. Balkanlardan soğuk hava yerine lezzet estirecek, İngiltere’de beş çayına konuk olup, İtalyan lezzetleriyle iç yağlarımız parmesan gibi eriyecek.


Modern mutfaklarda kolay tariflerle hazırlanacak bu içerikler bildiğiniz tatları bilmediğiniz bir tatla size sunacak. Annenizin yemekleriyle kapışamasak da anne eli değmiş gibi tabirinin öznesi artık sizin eliniz olacak. Dünya kocaman bir sofra, tabağımızı süsleyecek daha çok lezzet var. Mutfağın altını üstüne getirmeye hazırsanız, başlıyoruz!